Hayatın her alanında, sevgiyi, fedakârlığı, üretkenliği ve duyarlılığı temsil eden kadınlarımız, huzurlu ve sağlıklı bir toplumun temel taşlarıdır. Bu bağlamda aile kurumunun temeli, değerlerimizin temsilcisi, taşıyıcısı ve koruyucusu olan kadınların, hayatın bütün alanlarına etkin bir şekilde katılmalarına imkân sağlayacak şartları hazırlamak, her türlü ayrımcılığa karşı mücadele etmek, kadın-erkek herkesin sorumluluğudur.

Bu sebeple Günümüz dünyasında ülkelerin sosyal ve ekonomik yönden gelişmesinin temelinde; kadınların üretimde, yönetimde ve yaşamın her alanında eşit bir şekilde bulunması, karar alma mekanizmalarına ve süreçlerine eşit katılması, giderek artan sayıda kadının iş dünyasında ve siyaset alanında yer alması yatmaktadır.

Kutsal annelik görevinin yanı sıra üstlendikleri roller ile günümüz çağdaş medeniyetinin oluşmasında büyük katkı sağlayan kadınlar, tarihimizin her döneminde devletin kuruluşundan yönetimine kadar her kademede yerini almış ve gereken saygıyı görmüştür. Kurtuluş Savaşı’nda bağımsızlığımız için erkeğinin yanında cepheden cepheye koşan Türk kadını, Cumhuriyet ile birlikte toplumsal yaşamdaki yerini güçlendirmiştir.

Bu duygu ve düşünceler ile özverinin, sevginin ve asaletin kaynağı olmuş başta şehit ve gazi anneleri ile şehit ve gazi eşleri olmak üzere tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlar, anne ve babaların kız çocuklarımızın eğitimine gereken önemi vermelerini, kadınların ekonomik, sosyal ve siyasi alanda daha da yüksek düzeyde yer almaları amacıyla yapılan her türlü çalışmanın artarak devam etmesini temenni ederim.